Sohbet botları yeni arkadaşlarımız olabilir mi?

chatbot arkadaşımız olabilir mi

Toplum içindeki çoğu kişi için arkadaş edinmek oldukça zordur. Sosyal medya ve kitle iletişim teknolojileri bağlantıları kolaylaştırırken, yalnızlık hissinin artmasını engelleyemiyor. Modern dünyanın ciddi bir sorunu olarak görülen yalnız, bireylerde kalp hastalığı, tansiyon, demans ve depresyon gibi pek çok hastalığın da sebebi olarak görülüyor. 2010 yılında yapılan bir araştırmada, yalnızlığın günde 15 sigara içmekle eşdeğer olarak insana zarar verdiği ortaya koyuldu.

Yapay zeka destekli Replika isimli uygulama, kullanıcılarına hobilerini, alışkanlıklarını ve hal hatırlarını soran bir sanal bir arkadaş botu olarak çalışıyor. Uygulama kullanıcısını tanıdıktan sonra ona uygun bir şekilde sohbeti sürdürebilen Replika’nın amacı kullanıcıların yalnızlık hissini azaltmak.

Şirketin kurucu ortağı Eugenia Kuyda uygulama hakkında “Replika, kullanıcıların en yakın arkadaşı olmak isteyen bir sanal bot ve insanları daha iyi hissettirmek için tasarlandı.” Diyor.

Sanal dostların yükselişi

2017 yılında piyasaya sürülen ve özellikle genç yetişkinler, engelli bireyler ve LGBTQ topluluğunu hedefleyen Replika, yüksek yalnızlık hisseden kişlere hayat benzeri bir arkadaşlık sağlıyor. Replika’yı kullanıcıları tarafından bu kadar ilgi çekici kılan ise, Open AI’in gelişmiş yapay zeka sistemi GPT-2 tarafından desteklenmesi. Gelişmiş metin üretici GPT-2 sistemi, oldukça insani tepki ve yanıtlar üreterek kullanıcılara gerçek biriyle konuşuyor hissi verebiliyor.

Uygulamanın son güncellemesinde ise, kullanıcılar kişisel “replikas”larıyla sesli görüşmeler yaparak, sanal avatarlarıyla fotoğraflar üretebiliyor.

Nüfusun yarısından fazlasının yalnız yaşadığı İsveç’te, enerji sağlayıcısı Stockholm Exergi ve Accenture Interactive, yalnızlıkla mücadele etmek için yapay zeka ve ses yardımcısı teknolojisini birleştirdi. 2019’da başlatılan ve Google Home sesli yardımcının geliştirilmiş bir versiyonu olan Memory Lane, yaşlı Stockholm sakinlerine, yaşam hikayelerini biriyle paylaşma fırsatı sağlayor.

Accenture Interactive Nordics’in yaratıcılarından Adam Kerj, “Doktorlar, düzenli olarak konuşacak birine sahip olmanın sağlık ve huzur üzerinde etkili olduğunu ortaya koydular. Bu araştırmalar, Memory Lane’i geliştirmede ana sebebimiz oldu.” dedi.

İnovasyonun sınırları

Yapay zeka teknolojileri ne kadar gelişmiş olsa da, belirlenmiş ve kurgulanmış sınırları vardır. Bu yüzden bu uygulamalarla duygusal bağ kurmak bazı kullanıcılar için zor olabiliyor.

Sydney’deki Glasgow Üniversitesi ve Macquarie Üniversitesi’nde ders veren insan nörobilimi ve sosyal robotbilim profesörü Emily S. Cross’a göre, filmlerde gördüğümüz derin insan-bilgisayar arkadaşlığı seviyelerine ulaşmamız için hala uzun bir yol var. Emily S. Cross, sosyal ilişkilerin bu şekilde inşa edilebileceğini ancak gerçek ilişkiler için iki yönlü aktarım gerekli olduğunu belirtiyor.

“Her” filmi yapay zeka ile insan arasındaki ilişkiyi anlatıyordu.

Ancak bir uygulamanın bir insan arkadaşının yerini almayacağı gerçeği, onların değersiz olduğu anlamına gelmez. Uzmanlar, snaal botlarının en iyi arkadaşımız olmasını beklemek yerine, onlara kendi düşüncelerimizi havalandırmanın ve keşfetmenin bir yolu olarak bakmamızı öneriyorlar.

Teknoloji ile geleneksel yöntemlerin birleşimi

Yalnızlıkla daha iyi mücadele etmek için uzmanlar, teknolojinin insanların birbirleriyle bağlantı kurmasına yardımcı olmak için bir “köprü” olarak kullanılabileceğini söylüyor. Bu fikir, 2017 yılında İngiltere’de kurulan Chatty Café Scheme’in arkasındaki düşünceyi oluşturmuştu.

Sosyal hizmet uzmanı Alexandra Hoskyn tarafından kurulan Chatty Café, kafeleri, barları ve diğer kuruluşları bir “sohbet-muhabbet” masası belirlemeye teşvik ediyor. Bu sayede zaman zaman sosyalleşmek isteyen yalnız bireyler, bu mekanları web sitesinin haritasından bularak masalarda vakit geçirebilir.

Chatty Cafe girişimi, bugüne kadar İngiltere genelinde yaklaşık 1.400 mekana yayılmayı başardı. Avustralya, Kanada ve Polonya’da bu hizmet yayılmaya başladı. Koronavirüs karantinası sırasında ise, Zoom üzerinde sanal buluşmalarla etkinlikleri çeşitlendirdiler.

Kafenin kurucuları, yalnızlığı tek başına ele almaya çalışmak yerine insanlar arasında daha yakın bağları teşvik eden bu gibi girişimlerin meseleyle başa çıkma konusunda daha etkili olacağını düşünüyor.

Merve Şimşek
Merve Şimşek, 1996 yılı Muğla doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2019 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.