Uzayda İnsan Hakları

Uzayda İnsan Hakları

Çoğu insan için uzay hukuku kavramı diğer hukuk alanları için oldukça dar bir alan olarak görülür. Uzay insan hakları, insanlığın sınırı gezegen dışı ortamlara doğru genişlerken birbirlerine karşı davranışlarını tanımlar. Böylelikle aslında insanlığın uzay ilişkilenmesini de temelden şekillendirdiği için önem taşıyor. İnsan hakları ve uzay araştırmalarının kesişimi olan bu alan için uzay keşifleriyle ilgili yasal ilkeler geliştiren avukat Jonathan Lim, Jus Ad Astra projesini geliştirdi.

Uzay araştırmalarında insan hakları nasıl bir rol oynuyor?

İnsan hakları, her bireyin doğasındaki değerini tanıyan vazgeçilmez ve evrensel değerler bütünüdür. Tüm kültür, din ve felsefeler arasında paylaşılan ortak haysiyet, eşitlik ve saygı değerlerine dayanır. İnsan hakları ile uzay boşluğu arasındaki kesişme ise iki perspektifte incelenebilir.

İlk olarak, uzay teknolojileri, insan haklarının uygulanmasını ve gerçekleştirilmesini desteklemek ve ilerletmek için kullanılabilir. Bu durum yetkililerin eğilimleri anlamasına, ihtiyaçları değerlendirmesine ve toplumun çıkarı için sürdürülebilir kalkınma politikaları oluşturmalarına yardımcı olmasını sağlayabilir.

Gerçekten de uydular, Burma’daki Rohingya halkının soykırımına ilişkin insan hakları ihlallerini izlemek, Endonezya üzerindeki hava kalitesi ölçümlerini incelemek gibi alanlarda kullanıldı. Bunlara ek olarak Kenya’da tarım ve sürdürülebilir kalkınma uygulamalarına yardımcı olmak ve Avustralya’daki orman yangınlarıyla mücadele için de uydulardan faydalanılıyor.

İnsan hakları hukukunun bu boyutu Birleşmiş Milletler Uzay Ofisi’nin Space4SDGs girişimi tarafından da yürütülüyor. Girişim, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Projesi kapsamında uzay hedeflerini desteklemek için çalışıyor.

Uzay insan hakları diğer yönden, karasal insan hakları ile uzay meselelerini problemlerinin geleceğini düşünmeyi gerektiriyor. İnsanlığın uzaydaki ilerlemesine temel insan haklarıyla öncelik oluşturulması hukukun geliştirilmesini sağlayabilir. 1960 Nedelin felaketi, 1967 Apollo 1 Yangını ve 1986 Uzay Mekiği felaketi gibi olaylar, hükümetlerin güvenlik ve insan haklarının yerine ulusal prestije önem vermesi sonucunda ortaya çıkmıştı. Uzay insan hakları, gelecekte ortaya çıkacak bu tür felaketlerde insan yaşamının lehine yararlar sağlayabilir.

Uzayın insanlara getirdiği teknik, fizyolojik ve politik zorlukların ele alınması; yaşama, özgürlüğe ve mutluluk arayışına yardımcı olan temel insan haklarının uygulanmasını gerektirir. İnsan haklarının değer ve ilkelerinin uzaya geçişi, hukukun üstünlüğü, çevre hukuku, sağlık hukuku gibi hukukun çeşitli alanlara da uzanır. İnsanlığın diğer gezegenlere olan yolculuğunda insan haklarının uygulanması, evrensel ve etik değerlerin kalıcı aktarımı, sürdürülebilir uygulamaların teşviği ve hukukun üstünlüğü kavramı açısından da önemlidir. Böylece insan haklarının her koşulda değerlendirilebildiği ve uygulanabildiği uluslararası insan hakları çerçevesi, insan haklarının uzayda geçerli olacağı mekanizmayı sağlamış olur.

Uzay araştırmalarında, insan haklarının ele alınma şeklinin geliştirilmesi için ne yapılmalı?

Uzayın giderek ticari ve rekabetçi bir ortama dönüştüğü düşünüldüğünde insan haklarının da bu doğrultuda ilerlemesi önemli. Bu ilerleme uluslararası barış ve güvenliği sağlamak için gerekli temellerin oluşmasını sağlar. Uzay insan hakları temelleri için hükümet, özel işletme ve Birleşmiş Millet paydaşlarının ortak iş birliği gerekiyor.

Hükümetler, uzay programları kapsamındaki insanlı uzay uçuşu için temel güvenlik standartları ve yasal yönergeleri geliştirmek için adımlar atmalı. Bu standartların uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uygun olması konusunda daha geniş uluslararası ortaklıklar kurulmalıdır. Uzay teknolojileri ve faaliyetleriyle ilgilenen uzay şirketleri de temel insan hakları korumalarına duyulan ihtiyacı kabul etmeli. Böylece öz denetimli, istikrarlı ve sorumlu bir uzay endüstrisi geliştirilebilir.

Jus Ad Astra projesi

WiseLaw hukuk şirketi tarafından geliştirilen Jus Ad Astra projesi, uzay etkinlikleri ve insanlığın uzaydaki varlığına bağlı olarak temel insan hakları değer ve ilkelerinin uygulanması için yasal temelleri geliştiriyor. Jus Ad Astra bunun yanı sıra su hakkı, atmosfer ve çevre hakkı gibi genel sorunlara da odaklanıyor.

Jus Ad Astra projesinin kurucusu Jonathan Lim, insan hakları ve uzay araştırmalarının kesişimi ile ilgilenmesinin bilim kurgu filmlerine olan ilgisiyle başladığı söylüyor. Lim, “Bilimkurgu dünyasında hukuk ve düzen kavramları teknolojik unsurlara ve olay örgüsünde ikinci planda kalır. Ancak aslında bilimkurgu içerisinde hukuk ve insan haklarının varlığı ahlaki ikilemler ve çatışmalardaki bakış açımızı dengelemede önemli bir rol oynar.” diyor.

İnsan hakları ve uzayın kesişimi, tüm insanlara eşitlik ve saygıyla yaklaşılmasını sağlamak için yeni bir fırsat sunuyor. Uzay hukuku, teknolojinin ve uzaydaki çevrenin insanlığın yıldızlar arasındaki varlığını nasıl etkileyeceğini görmemiz için hayati rol oynuyor.   

Merve Şimşek
Merve Şimşek, 1996 yılı Muğla doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2019 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.