Starlink: Uzay internetinin hikayesi

starlink uzay internetinin hikayesi

Elon Musk’ın kurucusu olduğu ABD merkezli uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in uydu görevlerinden biri olan Starlink, aslında bir uzay girişimi. Starlink’i bu kadar ilgi çekici ve ünlü yapan ise onun dünyanın internet sorunlarını çözmek için gerçekleştirilmesi.

Starlink görevi, dünya çapında yüksek hızlı ve düşük maliyetli internet sağlamak için mega bir uydu takımyıldızı gönderme misyonudur. Starlink, özellikle internetin sınırlı, güvenliksiz, pahalı veya kullanılamaz olduğu ücra köşelerdeki bağlantıları çözmeyi amaçlıyor.

Mevcut internet servis sağlayıcıları ne kadar gelişirse gelişsin kırsal alanlara ulaşmakta yeterli değiller. Ancak uzaydan sağlanan bir internet sistemi, dünyanın her yerine ağ bağlantısı sağlamakta doğru yanıt olabilir. Peki nasıl? Starlink hakkında bu zamana kadar bildiklerimize bir göz atalım.

Starlink özeti

SpaceX, 24 Mayıs 2019’da ilk uydu aracı Falco 9 roketini uzayın alt yörüngesine fırlatması Starlink projesinin başlangıcını oluşturdu. Bu fırlatma daha sonra yapılacak pek çoklarının sadece ilkiydi. SpaceX, bugüne kadar 7 kere her seferde 60 uydu fırlatarak uzayda toplan 420 adet Starlink uydusu konumlandırdı. Önümüzdeki on yıl içinde ise 12.000-14.000 civarında uydunun fırlatılması planlanıyor.

Starlink girişimi başarılı olması durumunda dünyada şu ankinden 40 kat daha hızlı internete kavuşabiliriz. Bu sonuç akıllara şu anda interneti nasıl elde ettiğimiz sorusunu da getiriyor.

Günümüzde internet bize nasıl ulaşıyor?

Fiber optik internet bağlantısı adını bu süreçte kullanılan cam kablolardan alır. Fiber optik kablolar, interneti iletmek için ışığı kullanan ince saç benzeri cam elyaf demetleridir. Işık demetleri, bu cam elyaf kablolar sayesinde bir noktadan diğerine taşınır.

Fiber optik internet bağlantısı, 3 katmanlı sistem ile çalışır.

Katman 1, ağa doğrudan sahip olan ve onu işleten şirketlerdir.

Katman 2, bir ağa sahip olmak için Katman 1’e ödeme yapan sağlayıcılardır.

Katman 3, herhangi bir ağa sahip olmayan ancak son tüketici ile ağ sahipleri arasında tampon görevi gören aracı firmalardır.

İnternet bağlantıları kurmanın en yaygın yöntemi bu olsa da bu yöntemin 2 olumsuz yönü var:

Sorunların ilki, internet hizmetini fiber optik aracılığıyla kurmanın, altyapı için büyük bir yatırım gerektirmesi. Kablo yolları açmak, fiber kabloları dölemek, mülkiyet kattı düzenlemeleriyle uğraşmak bunlardan sadece birkaçı. Bu durumun zorluğu, uzak bölgelere internet erişimini neredeyse imkansız hale getirir.

Diğer bir sorun da ışık hızıdır. Işık, camda vakumda olduğundan yaklaşık % 47 daha yavaş hareket eder. Bu durum ışığın iletiminde her kilometrede mikrosaniyelerce gecikme olmasına neden olur.

Uzay interneti nasıl gelişmeler sunuyor?

Starlink uyduları, internet sinyallerini doğrudan uzaydan yaklaşık bir pizza kutusu büyüklüğündeki bir terminale gönderecek. Bu durum Starlink’in internet sinyalini uzaydan almak için çok daha az altyapıya ihtiyaç duyacağını gösteriyor. Aynı zamanda yüksek hızlı, düşük gecikmeli internet bağlantısı da sağlayabilir.

SpaceX’in yüksek hızlı interneti, milisaniyelik gecikmelerin bir servete mal olabileceği finans piyasaları alanları gibi birçok işletme için milyonlarca dolar değerinde olacak. Ayrıca video görüşmeleri, sesli aramalar gibi yaygın kullanım araçlarında da oldukça iyileşme sunacak.

Bu özellikleriyle Starlink, uzak bölgelere geniş bant ağı talebini karşılarken, daha hızlı ve iyi internet hizmetleri gereken endüstriler için de kaliteli bir ağ sağlayıcı haline gelmiş olacak.

Starlink projesinin neden bu kadar çok uyduya ihtiyacı var?

Aslında uydu ağları aracılığıyla iletişim ağı kurmak yeni bir fikir değil. SpaceX’ten önce de bunu gerçekleştiren şirketler vardı. Ancak mevcut uyduların çoğu yaklaşık 36.000 kilometre yükseklikte bulunuyor. Bu uyduların Dünya yüzeyinin çok üzerinde sabit bir yörüngede konumlanması internet kalitesinin yeterince iyi olmamasına sebepti.  

Starlink ise uydularını çok daha düşük yörüngelerde, yaklaşık 340 kilometre, 550 kilometre ve 1.200 kilometre yukarıda olmak üzere 3 hatta kurmayı planlıyor.

Diğer sabit uydular daha yüksek yerleştirilmesi nedeniyle, dünyanın tüm yüzeyini kaplayabilmelerine rağmen bilginin iletilmesinde önemli bir gecikme yaşanmasına sebep oluyordu. Starlink ise uyduları alt yörüngeye yerleştirerek gecikmeyi azaltmayı amaçlıyor. Uydular, uzayın bir araç olarak kullanılması sayesinde Dünya’ya daha yakın olacağından internet kalitesi oldukça iyileşecek.

Starlink’in internet iletimindeki gecikmenin, 15 milisaniyeye kadar olacağı düşünülüyor ve bu süre kullanıcılar tarafından fark edilmeyecek kadar kısa.

Uyduları yakınlaştırmak Starlink için işleri biraz karmaşık hale getiriyor. Daha düşük yörüngede konumlandığı için bir uydu dünyanın yalnızca belirli bir bölümünü kaplayabiliyor. Bu nedenle, uzay internetinin dünyanın dört bir yanı sarabilmesi için Starlink tarafından 14.000 uydu kullanılması gerekiyor.

SpaceX’in internetine ne zaman ulaşabileceğiz?

Elon Musk bu soruya genellikle yaptığı gibi Twitter üzerinde cevap vermişti:

Starlink, yörüngeye yaklaşık 800 uydu yerleştirdikten sonra orta düzeyde bir internet kapsama alanı sunmaya başlayabilir.

SpaceX’in mevcut hızında devam ettiğini ve programında kaldığını varsayarsak, 2020 Haziran sonuna kadar orta seviyede internet hizmeti sağlayacağı düşünülüyor. Uzay interneti, hizmetine Kuzey Amerika ile başlamayı hedefliyor. Daha sonra 2021 yılında diğer ülkelerde hizmete girecek. Starlink görevinin 2027 yılında planlanması amaçlanıyor.

Ücretler hakkında şirket tarafından ayrıntılı bir açıklama yapılmasa da SpaceX’in uzay internet hizmetinin bizim gibi son kullanıcılar için ayda yaklaşık 70 ila 80 dolar olacağı düşünülüyor.

SpaceX, Starlink ile ne hedefliyor?

SpaceX, 2025 yılına kadar büyük bir internet sağlayıcısı olmanın yanı sıra, yalnızca uydu internet hizmetinden yıllık işletme karına 22 milyar dolar eklemeyi umuyor. SpaceX’in bu karı, Musk’ın Mars’ta koloni kurma hayalini finanse edecek.

Merve Şimşek
Merve Şimşek, 1996 yılı Muğla doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2019 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.