Postmodern zamanın dini: Transhümanizm

transhumanizm

Modern çağda yeni bir inancın doğuşuna tanık oluyoruz. Tanrı inancına dayalı Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam dininden farklı olarak transhümanizm, insanın bilişsel ve fiziksel yeteneklerinin bilimin ışığında arttırılabileceğini düşünen akımdır. Hümanizme bağlı olarak gelişen akım, insanın yaşam süresi, zeka ve sağlık kalitesinde gerçekleştirilebilecek etkileri destekler.

transhümanizm

Semavi din olarak bilinen tek tanrılı dinler, insanın hem maddi bir beden hem de ruhtan oluştuğuna inanır. Transhümanizm ise diğer inançların aksine, ruhun yanı sıra bedenin de oldukça önemli olduğunu düşünüyor. Dinlerin yaşamdan sonraki hayat inancı nedeniyle fiziksel yaşamı bir illüzyon gibi anlatmasının aksine, bu akım fiziksel maddenin yok olmayacağını savunuyor. Geleneksel dinlerin sunduğu kişisel kurtuluş fikrine yeni bir bakış açısı getiren bu çağdaş inanç, teknolojik uygulamalarla elde edilebilecek nihai bir kurtuluşu da bir anlamda beraberinde getiriyor.

Çoklu-bilinç hayali

Transhümanizm iki temel vaatte bulunur. Birincisi, insanların dua, meditasyon veya kişisel disiplin yoluyla değil tıp ve teknolojinin sayesinde sadece hap alarak veya DNA’larında değişimlerle daha yüksek yeteneklere sahip olması. Diğeriyse, uygulamalı bilimin mucizeleri sayesinde sonsuz yaşam olmasa da daha uzun yaşam süresine kavuşmak. Transhümanizmi eskatolojik hale getiren de tam olarak bu vaadlerdir.

İnsanlık tarihinde bilimsel ilerlemelerin doruk noktasına ulaştığı ve insanların bedenlerinde istediği “güncellemeleri” gerçekleştirdiği bir dünya hayal edin.  Böyle bir dünyada ölüm olgusunun da yeniden tanımlanacağını öngörebiliriz. Belki de klonlanmış organ değişimleri sayesinde vücutlarımızı defalarda yenileyeceğiz veya beyinlerimizin farklı bir vücuta yerleştirilmesi için donduracağız. Transhümanistlerin en büyük umudu da bu: insan zihninin bilgisayar programlarına yüklenmesiyle zihinlerin sonsuz varlığını sağlamak. Evet, bu doğru. Transhümanistler, kendi sanal gerçekliklerini yaratmayı, bilinçleri başkalarıyla birleştirmeyi ve çoklu-varlığı deneyimlemeyi ümit ediyor.

Aslında yakın zamana kadar transhümanistler, inançlarının bir din şekline geçtiğini reddederlerdi. Ancak son yıllarda bu inkâr giderek zayıfladı. Tarih akademisyeni ve transhümanizm savunucusu Yuval Noah Harari, “Önümüzdeki 200 yıl içinde insanoğlu, genetik mühendisliği ve biyolojik manipülasyon sayesinde kendini ilahi bir varlığa dönüştürecek.” açıklamasını yaptı.

Harari’ye göre, insanoğlunun din ve parayı icadı dünyanın kolayca kontrol edilmesini sağladı. Ancak özellikle Batı’da geleneksel dinlere olan bağlılığın giderek azaldığı düşünüldüğünde bizi bir araya getirmek için yeni bir kurguya ihtiyaç var. İşte transhümanizm tam olarak burada devreye giriyor:

Din, insanoğlunun en önemli icadıdır. İnsanlar, tanrılara inandığı ve güvendiği sürece kolayca kontrol edilebilir. Şempanzelere dünyada bazı yasaklara uyarsa cennette daha fazla muz alacağına ikna edemezsiniz. İnsan dışında herhangi bir canlıyı bu şekilde kontrol etmek mümkün değil.

Yuval Noah Harari

İnsanlık 2.0

Geçmişte din fikri toplumlara ve bireyleri yönetmek için güçlü bir olgu olguyken son yüzyılda insanların bu gücü kendi ellerine aldığı görülüyor. Günümüzün modern insanı, Tanrı’ya değil, sadece teknolojiye ihtiyaçları olduğuna inanıyor. “Kıyamet yaklaştı” diyen Hıristiyanların yerini, Ray Kurzweil’in yazdığı transhümanist manifestosu “İnsanlık 2.0 (The Singularity is Near)” aldı.

transhümanizm

Transhümanizm ile tek tanrılı inançlar arasında en önemli fark ise şu: Tek tanrılı inançlarda en önemli ideal “sevgi”dir. Tek tanrılı dinlerde, Tanrı aşktır fikri mevcuttur ve inananlar bu sevgi için ibadetler gerçekleştirir. Transhümanizm inancında ise en önemli ideal “zeka”dır. İnsan beyni kapasitesinin arttırılması, fiziksel ölümün ortadan kalkmasından sonra en değerli şey olarak görülür. Geleneksel dinlerin aksine, transhümanizm insanın “sevgi” kapasitesinin arttırılmasıyla pek ilgilenmez. Bunun muhtemel sebebi, sevginin teknolojinin ve bilimin öğretilerinden tamamen farklı bir yapısı olmasıdır.

Geçtiğimiz günlerde transhümanist girişimci Bryan Johnson, insan zekasını arttırabilecek implant için 100 milyon dolar yatırım yaptığını açıkladı. Buna transhümanizm ibadeti diyebilir miyiz?

Merve Şimşek
1996 yılı Muğla doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2020 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.