Tarımın geleceği yeraltı çiftliklerinde mi?

yeraltı çiftliği tarlası

Gıda tedarik zincirini daha iyi hale getirmek için şehir merkezlerindeki oldukça büyük ve atıl alanları kullanabilir miyiz?

Pandemi durumu yüzünden dünyayı saran karantina uygulamaları, boş market raflarıyla karşılaşmayı veya bir ürünün tedarik edilme zorluklarını hayatımıza kattı.

Bazı ürünlerin bulunamaması mevcut gıda miktarıyla değil tedarik zincirleri ve işgücü piyasalarıyla ilgili. Karantina uygulamaları sebebiyle, ürünlerin hasat edilememesi ve lojistik kısıtlamalar toptan satış pazarlarındaki ticaretin düşmesine neden oldu.

Daha etkili çözümler bulunabilir mi?

Gıda tedarik zincirlerinin kısaltılması için gıdaların müşterilere daha yakın yetiştirilmesi ve satılması gerekiyor. Bu açıdan alıcıya yakın çiftlikler kurmak söz konusu olurken, verimli bir çiftçilik için yeterli alan eksikliği gündeme geliyor.

İnsanların yoğun yaşadığı yerler olan şehirlerde çiftliklerde yetiştirilen ürünlerle insanları beslemek istiyorsak, çiftlikler için şehirde yer bulmamız gerekiyor.

Düşünülen çözümlerden biri, alandan tasarruf sağlamasıyla öne çıkan iklim kontrollü iç mekan çiftlikleri kurmak. Yüksek teknolojili, fabrika benzeri bu kapalı çiftlikler Japonya ve İskoçya gibi bazı ülkelerde kullanılıyor. Şehirde çiftlikler için yer bulmayı düşündüğümüzde ise bu kadar büyük alanları nereye koyabileceğimiz bir sorun oluşturuyor. Ancak dikkatlice bakarsak şehirlerde atıl olan ve bu amaçla kullanılabilecek pek çok yer var. Örneğin, Paris’te yeraltında otopark olarak tasarlanmış ve kullanılmayan 600 hektar alan bulunuyor.

Yeraltı otoparkları, bazı ürünleri yetiştirmek için gayet elverişli bir ortam sunar. Yiyeceği hazırlamak, saklamak ve teslim etmek gibi basamaklarda şehrin merkezinde kurulacak alanlar çok verimli olabilir.

Kentsel çiftlik şirketleri  

Kentsel çiftçilik şirketi Square Roots, bu konuda çalışmalarıyla biliniyor. Kendi nakliye konteynerlarının içerisine kurduğu çiftliklerde üretim yapan şirket, ayarlanabilir iklim koşullarıyla oldukça verimli bir sistem sunuyor.

Square Roots CEO’su Tobias Peggs, “Yemek, dünyanın her yerinde insanların genel talebini oluşturuyor. Ancak yemek sektöründe lojistiğin etkisi çok büyük. İnsanlar taşımanın etkilerini çok önemsemiyor ama nakliye sırasında besin maddelerinin bozulması büyük bir sorun.” diyor. Bu yüzden Square Roots şirketi taşınabilir konteynır sistemini ortaya koymuş.

Tarlada, dış mekandaki geleneksel üretimde güneş gibi veriler insan eliyle değiştirilemezken, konteynırlarda yapılan üretimde teknoloji sayesinde tüm veriler kontrol edilebilir.

2. Dünya Savaşı sırasında yapılmış sığınak yeraltı çiftliğinde güneşi simule eden yapay ışıklar sayesinde bitkiler fotosentez yapabiliyor.

Ayrıca Peggs, yeni tesisler inşa etmektense mevcut konteynırların çiftçiliğe elverişli hale getirilmesinni çok daha kolay olduğunu söylüyor. Konteynırları, otopark gibi atıl alanlara yerleştirerek iyi bir tasarruf sağlamak mümkün. İnternet bağlantısı gibi eklentilerle sistemin sürekli kontrolünün sağlanabilmesi de önemli bir kolaylık sağlıyor.

Square Roots şirketi New York’taki çalışmalarını, konteynırları atıl alanlara yerleştirerek ürün tedariklerini pille çalışan bisiklet filosu yardımıyla yürütüyor. Böylece daha kısa mesafe giden besinler, daha kısa yolculuk ederek daha taze şekilde teslim edilebiliyor.

Başka bir yeraltı çiftliği üreticisi Growing Underground şirketi ise Londra’da İkinci Dünya Havası için inşa edilen sığınağı kullanıyor. Şirketin kullandığı teknoloji dikey tarım yöntemi ile aynı olsa da şirket, “kontrollü çevre tanımı” yöntemi olarak isimlendirmeyi tercih ediyor. Sığınakta tarım yapma konusunda ilk endişe havalandırma olsa da, 8.000 kişiyi barındıracak şekilde inşa edilen bu sığınakta bir sorun haline gelmedi.

Gelecekte otomobil kullanımının azalacağı öngörüleriyle birlikte atıl olan otopark alanlarının yatırım için kullanılması konusunda fikirler yükselişe geçebilir.

Özellikle son yıllarda insanların yiyeceklerinin nereden geldiği konusunda daha duyarlı olmaya başlaması ve değişen yemek alışkanlıkları şehir çiftliklerini cazip kılacak gibi görünüyor. 

Merve Şimşek
Merve Şimşek, 1996 yılı Muğla doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2019 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.