COVID-19 çalışma şeklimizi nasıl değiştirecek?

ofis binası plaza ofisler çalışma alanı

Birleşmiş Milletler’in websitesinde yayımlanan haberde, Uluslararası Çalışma Örgütü danışmanı Susan Hayter, koronavirüs pandemisinin çalışma hayatımızı nasıl değiştirebileceği hakkında konuştu.

Salgından önce teknolojinin çalışma şekillerimiz üzerindeki etkileri hakkında çok fazla tartışma yürütülüyordu. Daha sonra dünyayı saran pandemiyle çalışma şeklimizin aniden değişmesi geleceğin beklenenden erken gelmesine neden oldu.

Koronavirüs salgınının etkisini azaltmasıyla karantina uygulamalarının yavaşça kaldırılması herkesi olağandışı çalışma durumunun “yeni normal” olup olmayacağı konusunda düşündürüyor. Gelişmiş ülkelerdeki büyük şirketler, uzaktan çalışmanın gelecek için uygun yol olacağını belirtiyor. Onlara göre çalışanların ofise gidip gelmesi kendi seçimleri olabilir.

Uzaktan çalışmanın faydaları ve dezavantajları nelerdir?

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün açıklamalarına göre uzaktan çalışma sayesinde pek çok şirket varlığını sürdürebildi ve çalışanlarının güvenliğini sağladı. Uzaktan çalışanlar bu süreci aileleriyle geçirme fırsatı yakaladı.

Bu olumlu yönlerin yanında, çalışma zamanıyla kişisel zaman arasındaki çizginin bulanıklaşmasına sebep oldu. Çalışanlar için iş ile yaşam dengesinin bozulmasına neden olan bu durum, stresin artmasına da yol açtı.

Pandemi ve artan işsizlik oranlarının neden olduğu ekonomik gerilemenin yanında, çalışma zamanından tasarruf sağlayan ve yeni iş paylaşım planları tasarlama fırsatları ortaya çıktı. Bu durum uzun vadede çalışma süreleri için faydalı olabilir. Evden çalışan çoğu kişi için izolasyon duygusu, iş ve ofis hayatının düzenine özlem duymalarına da neden oldu.

Gelecekte bizi ne bekliyor?

Uluslararası Çalışma Örgütü danışmanı Susan Hayter, açıklamasında “Uzaktan çalışma bazılarımız için çok iyi bir haber olsa da ofislerin sonunun geldiği fikri abartılı bir yorum olacaktır. Gelişmiş ülkelerde bile tamamen evden çalışmaya geçilmesinden çok bunun tercihe bırakılması konuşuluyor. “ dedi.

Özellikle pandemi krizinde bazı endüstriler durma noktasına geldiği için çalışanların bazıları işlerini kaybedebileceğini söyleyen Hayter, “Halen çalışmaya devam etme şansına sahip olanlar içinse güvenli ve sağlıklı çalışma ortamları sağlanmalıdır. Çalışanların hastalık izni, işsizlik sigortası ve sağlık sigortalarına erişimi konusundaki koşulların iyileştirilmesi gerekiyor. Bunların geliştirilmesi için mevcut sendika temsilcileriyle beraber çalışmak şart.” dedi.

Açıklamaya göre, gelişmekte olan ülkelerde ise çalışanların uzaktan çalışması pek mümkün görünmüyor. Bu ülkelerdeki işçiler geçimi riske atma ihtimaliyle karşı karşıya kalmayı göze almayacakları için işe gitmeyi seçmeleri muhtemel. Bu ülkelerde yeni hizmet sektörlerinin olgunlaşmasının zaman alması nedeniyle artan işsizliğin olumsuz etkisi ise hemen etkilerini gösterebilir. Dijital altyapı eksiklikleri de olumsuz etkilerin tamamlanmasını geciktirebilir.

Pandemi toplumsal eşitsizliği nasıl etkiledi?

Koronavirüs pandemisi ofislerin dönüşümü için kırılma noktası yaratmanın yanı sıra toplumda da derin fay hatlarına yol açtı. Yüksek gelir grubu uzaktan çalışma şansına sahipken, düşük gelir grubunun böyle bir seçim şansı olmaması toplumsal eşitsizliğin hissedilme oranını arttırdı.

İnsanlık tarihindeki önemli olaylara baktığımızda ekonomik krizler, savaşlar ve salgınlar toplumda eşitsizliğin artmasına neden oldu. Bu sefer yaşanan salgının, siyasi ve sosyal olarak tektonik bir değişim mi yoksa topluları, işgücü piyasalarını etkileyen dayanışma ilkelerini güçlendiren bir değişim mi olacağını zaman içinde göreceğiz.

Merve Şimşek
Merve Şimşek, 1996 yılı Muğla doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2019 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.