Robotlar işimizi ele geçirecek efsanesi gerçek mi oluyor?

Robotlar işimizi ele geçirecek mi?

Robotların ve otomasyon sisteminin 2030 yılına kadar Avrupa’daki iş kollarının önemli bir bölümünü devralacağı düşünülüyor.

McKinsey firmasının yayınladığı raporda, 51 milyon işin yerine robotik sistemlerin geçeceği öngörülüyor. Rapora göre bu durum Avrupa genelinde 90 milyondan fazla çalışanın -toplam işgücünün yaklaşık %40’ı- yeni beceriler geliştirerek pozisyonlarını koruması gerekecek.

2030 yılına kadar günümüz Avrupalı çalışanların neredeyse hepsinin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte büyük değişimlerle karşılaşacağı tahmin ediliyor. Yayınlanan rapordaki istatistikler, ilk bakışta robotların işimizi ele geçireceği korkusunu arttırsa da, telaşa gerek yok. Araştırma ayrıca diğer sektörlerdeki istihdam artışının genel iş kaybını büyük ölçüde telafi edeceğini gösteriyor.

2030’da Avrupa

Raporda ortaya konulan ilginç bir bilgi: Avrupa’da 2030’a kadar bazı sektörlerde 6 milyona varan işçi açığı oluşabilir. Teknoloji gibi sektörlerde yeni iş kolları ortaya çıktıkça mevcut işleri doldurmak için nitelikli işçiler bulunmasının zorlaşabilir. Bu duruma özellikle istihdam fırsatlarının yoğun olduğu ancak gerekli niteliklere sahip işçinin zor bulunacağı Londra, Paris gibi mega şehirlerde rastlanması bekleniyor. Sayısal tahminlere göre, mega şehirler gibi dinamik büyüme bölgelerinde, yeni işlerin yarısından daha azı uygun bir işçi tarafından karşılanabilecek.

Avrupa’da 13 işgücünün değişimleri Kaynak: McKinsey.com

Ortaya çıkacak bu açığın karşılanabilmesi için işçilerin becerilerinin arttırılması ve eğitilmesi, işverenlerin önem sırasında birinci sıraya oturacak gibi görünüyor. Aslında bu eğilimin COVID-19 kriziyle giderek hızlandığını da görüyor. Robotik otomasyona karşı riskli işlerin aynı zamanda pandeminin savunmasız hale getirdiği işler olduğu belirtiliyor. Müşteri hizmetleri, yemek hizmetleri ve inşaat sektörü, hem otomasyon hem de sağlık krizi yerinden yerini robotlara bırakma olasılığı en yüksek olan 3 grup olarak öne çıkıyor.

McKinsey raporunun yazarı Susan Lund, otomasyona geçişte kişilerin kariyer gelişiminin önem kazandığını vurguluyor. Lund, “Önemli olan, otomasyon nedeniyle insan gücüne olan talebin azaldığı mesleklerdeki bireylerin, gelişen sektörlerde talep gören becerileri edinmeye çalışması” diyor.

Robotik otomasyona karşı riskli işlerin aynı zamanda pandeminin savunmasız hale getirdiği işler olduğu belirtiliyor. Kaynak: McKinsey.com

“Gelişen meslekler” neler?

Genel olarak bakıldığında uzun süredir, imalat ve tarım hizmetlerinin yükselişte olduğu görülüyor. Daha spesifik olaraksa, McKinsey analistleri, insan sağlığı ve sosyal hizmetlerin en güçlü büyümeyi göreceği ve onları profesyonel, bilimsel ve teknik hizmetler ile eğitimin takip edeceğini düşünüyor.

Susan Lund, sonuçları pozitif olarak gördüğünü söyleyerek, sıkıcı rutin işler yerine daha ilginç, problem çözme ve etkileşime dayalı işlere evrilecek diyor. Yazar bu görüşünü, insanların makinelerden çok daha iyi yapabileceği temel becerilere dikkat çekerek destekliyor: “İnsanların sosyal ve duygusal becerilerin yanı sıra bilişsel üstünlüğü gelecek vadediyor.”

Yayınlanan raporda, makinelerin yerine getiremeyeceği, etkileşim, bakım, öğretmen ve yönetim gibi sosya-duygusal becerilere olan talebin üçte bir oranında artacağı da belirtildi.

Yükselen değer: Yaşam boyu öğrenme

Analistler, AB’deki işgücü faaliyetlerinin yaklaşık %22’sinin 2030 yılına da otomatik sisteme dönüşebileceğini de söylüyor. Bu durum yeni iş kollarında robotların yanında başarılı olmak için çalışanların yeni becerilere ihtiyacı olacağını gösteriyor. İşçiler kariyerleri boyunca yeni bilgiler edindikçe “yaşam boyu öğrenme” kavramı önem kazanacak. Personelleri eğitme ve başarıyı arttırmak ise büyük ölçüde işverenlerin sorumluluk alması gereken bir konu.

Ayrıca işçiler için otomasyon sistemine daha yavaş bir geçiş sağlamak için iş birlikleri de ortaya çıkabilir. Örneğin, Danimarka merkezli robotik şirketi Universal Robots, insan personelleri için kullanımı basitleştirmeyi sağlayan işbirlikçi robotların kullanımına başladı. Şirket, mühendislik bilgisi olmayan çalışanlara yeni sistemi tanıtmak için çevrimiçi kurslar geliştirdi. Şirket yetkililerine göre bu yöntem, otomasyonun işleri insanların elinden aldığı fikrine karşı pozitif bir tavır çiziyor ve çalışanlara faaliyetlerini daha iyi kontrol etmelerini sağlıyor. Bu gibi yenilikler, otomasyon sistemine geçişte işçilere daha yumuşak bir süreç ve personele kendini geliştirme fırsatı sunma açısından başarılı görülüyor.

Danimarka merkezli Universal Robots şirketi

Son olarak McKinsey analistleri, işgücünün ihtiyaç duyacağı yeni becerilere göre şekilleneceğinden oldukça emin. Lund, “İş becerileri, geçmiş yıllarda da pek çok alanda değişip gelişti. Dijital teknolojilerin ortaya çıkması bu durumu hızlandırsa da mesleklerin değişmesine aslen yabancı değiliz.” diyor.  

Geçmişte insan gücüyle çalışan trenlerin günümüzde otomatikleşmesi, sürücüsüz araçlar, yer altından maden çıkarmayı sağlayan ekipmanlar… Aslında, çoğu sektörde insanlar ve robotlar başarılı iş birliklerini bize çoktan kanıtladı. Robotlar işimizi devralmaktansa, yeni nesil iş arkadaşlarımız olarak daha fazla işyerinde karşımıza çıkacak görünüyor.

Merve Şimşek
1996 yılı Muğla doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini 2020 yılında tamamladı. Eğitimi sırasında mimari ofislerde gerçekleştirdiği staj çalışmalarına ek olarak Natura ve YAPI dergilerinin editör ekibinde yer aldı. Halen Natura Dergi’nin editörlüğünü yürütüyor. Mimari, sanat, edebiyata ek olarak teknoloji ve bilim konularına ilgi duyuyor. İngilizce ve İspanyolca biliyor.