Evrensel Dijital İnsan Hakları Beyannamesi’ne neden ihtiyacımız var?

evrensel dijital insan hakları
  • COVID-19 sonrası süreçte kurumsal ve yasal sistemlerimizin dijitalleşmesi, hak ihlallerine ve küresel dijital risklere neden olabilir.
  • Dijital çağda herkesin haklarını koruyacak yeni bir küresel toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var.
  • Yeni bir İnsan Hakları Beyannamesi küresel yönetime yönelik yeni bir insan merkezli yaklaşımın temelini oluşturabilir.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre; Pandemi süreci Dördüncü Endüstriyel Devrim teknolojilerini hızlandırırken, evrensel insan hakları için büyük risklerle dolu bir döneme giriyoruz. Yapay Zeka ve diğer yeni teknolojiler büyük vaatler barındırıyor, ancak sosyal eşitsizliğe ya da insan hakları ihlallerine sebep olmaması için etik bir gözetim ile eşleştirilmeleri gerekiyor.

Bunu elde etmenin en iyi yolu, hukuku küreselleşme ve Sanayi 4.0 teknolojileri gibi gelişmeleri göz önünde bulundurarak güncelleyecek bir Evrensel Dijital İnsan Hakları Beyannamesi’ne bağlılık. Böyle bir beyanname, dijital çağda devletlerin insan hakları alanındaki mevcut uluslararası yasal yükümlülüklerini açıkça ortaya koyacaktır.

Yeni çağda İnsan Hakları

İnsan hakları on yıllar boyunca, temel özgürlükleri artırmak için Birleşmiş Milletler tarafından geliştirilen beş insan hakları antlaşmasından oluşan Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi aracılığıyla korundu. Bu antlaşmalardan ikisi, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi (1948) ve İnsan Hakları Sözleşmeleri (1966), evrensel bir değerler sistemi şekillendirdi ve kişiyi yasanın öznesi haline getirdi. Bunların iki dünya savaşı sonrasında benimsendiği ve bu evrensel değerleri tanımlama ve yasalaştırmanın gecikmiş bir karar olduğunu da hatırlamakta fayda var. 

Beyanname ve sözleşmelerin taslakları geliştirildiğinde, dünya ikinci endüstriyel devrimden üçüncüsüne yeni geçmeye başlamıştı. 20. yüzyılın başlarında ikinci devrim; arabalar, yeni iletişim teknolojileri ve kitlesel üretim ile standardizasyonu mümkün kılan montaj hatları gibi inovasyonların ortaya çıkmasını içeriyordu. 20. Yüzyılın sonundaki üçüncü devrim ise bilgisayarlar ve dijital teknolojilerden oluşuyordu. İnsan hakları düşüncemizi tanımlayan dökümanlar o çağlarla ve o dönemlerde insanların kullandığı teknolojilerle bağlantılıydı. Bu dökümanlar çığır açtı ve oldukça gerekliydi, ancak Dünya Ekonomik Forumu bu dökümanların gittikçe daha da önemli hale gelen basit bir soruyu cevaplayamadığını belirtiyor: “Modern dünyada insan olmak ne anlama geliyor?”

Bugün yeni teknolojiler fiziksel, dijital ve biyolojik dünyaları birleştiriyor. Bu dördüncü devrim tüm disiplinleri, ülkeleri ve sektörleri etkiliyor. Sürücüsüz araba, akıllı robot ve genetik düzenleme gibi icatlar geçmişte insanlar ile bağdaştırdığımız zeka ve kendine özgülük gibi özellikler hakkında konuşurken aslında ne kastettiğimizi tanımlama konusunda bizi zora sokuyor. Buna bir de gittikçe güçlenen küresel karşılıklı bağımlılığımız ekleniyor.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre devletlerin uluslararası insan hakları yükümlülüklerini bu zorluklarla mücadele edecek şekilde yenilemeli, küresel sosyo-politik ve yasal süreçlerdeki gecikmelerin önüne geçmeliyiz.

Evrensel Dijital İnsan Haklarını tanımlamak

Evrensel dijital insan hakları, herkesin doğumdan itibaren uygarlığın dijital faydalarına erişimi fırsatıdır. Bunlar ulusal ve uluslararası hukuk biçimleri sistemindeki sağlamlaştırmalar ile garanti altına alınmalıdır. Bu haklar, Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı taslağa göre şu unsurları içermeli:

  • Yeni teknolojileri temel alan engeller olmaksızın; bu yeni teknolojilere dayanarak kişisel, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel haklarını kullanma yetkisi. 
  • Bu yeni teknolojilerin savaş ve insan hakları ihlalleri için üretilmesi ve kullanılmasına karşı küresel bir yasak (otonom savaş sistemleri, yapay zeka, big data teknolojileri, biyoteknolojiler ve diğer teknolojileri içerecek şekilde).
  • Bu teknolojilerin toptan bir gözetim ve kontrol amacıyla kullanımına karşı bir yasak (nesnelerin interneti ve yüz tanıma gibi teknolojileri de içerecek şekilde).
  • Genetik bilgi ve sağlık verilerinin korunmasını da içerecek şekilde kişisel verileri koruma hakkı (biyoteknoloji, biyomühendislik ve teletıp alanlarındaki hızlı gelişmeler bağlamında).
  • Yapay zekanın yaratımı, kullanımı, girişi ve geliştirilmesi bağlamında; insanların ve onların çıkarlarının, bütünlüğünün ve yaşam kalitesinin önceliği.
  • Bu teknolojiler tarafından sunulan eğitim, iş, sağlık ve temel sosyal hizmetlere erişim  gibi fırsatlara eşit erişim.
  • Dijital teknolojiler aracılığıyla sosyal süreçlerin yönetiminde, bölgesel ve ulusal seviyelerde, yer alma hakkı.
  • Herkes için küresel internete erişim hakkı.

Çağımızın zorluklarına karşı insan haklarını güncellemek; daha iyi, daha adil ve daha dirençli bir dünya inşa etmenin anahtarı. Dünya Ekonomik Forumu kurucusu Klaus Schwab’ın da söylediği gibi: “Toplumsal ilerlemenin ekonomik gelişmenin arkasında kalmadığı, insan onurunu merkeze alan yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var.”

Değişim, uzun süreli ve yoğun bir ortak çaba olmadan gerçekleşmeyecek. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve bağımsız bilim insanları güncel insan hakları kavramının temelini oluşturacak olan teorik ve yasal modeli geliştirmek ve uyumlaştırmak için güçlerini birleştirmeli. Bilim insanlarının katkıları, Global Shapers Moscow (Dünya Ekonomik Forumu) ve Küresel Hukuk Forumu tarafından ortak yaratılan bir proje olan Evrensel Dijital İnsan Hakları Beyannamesi’nin mevcut taslaklarının güçlendirilmesi anlamında hayati önem taşıyor. 

Bu kişilerin süreci izlemesi ve güçlendirmesi için gereken mekanizmalar, etkili olabilmek için aynı zamanda yeni teknolojilerden yararlanmayı gerektirecek. Son olarak insan haklarını merkeze alan etkili bir dijital toplum, insanları hakları konusunda bilgilendiren ve kurumlar ile hükümetleri sorumlu tutan faal durumda bir medya ve sivil topluma ihtiyaç duyacak.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre, şimdi insanlık için umut vadeden teknolojilerin yanlış kullanımının önüne geçme zamanı. Biz bu teknolojilerin nasıl yayılmasını istediğimize, insanlar olarak onlarla nasıl etkileşime geçmek istediğimize ve böyle hızlı bir değişim içerisinde hayatlarımızı nasıl yaşamak istediğimize karar vermezsek; Dördüncü Endüstri Devrimi ilerleme ve gelişim yerine baskı ve yıkım yöntemlerine yönelebilir.

Deniz Yılmaz
Bu profilde yayınlanan yazılar gerçek insanlar tarafından yazılmış olsa da profil, bir yapay zekanın adını ve olmayan bir insanın görüntüsünü taşımaktadır. Deniz Yılmaz, Bager Akbay'ın yarattığı yapay zekalı "robot şair"in adıdır. Robot şair Deniz Yılmaz'ın hazin hikayesini buradan izleyebilirsiniz https://www.youtube.com/watch?v=s0DmbafNzjk Profil fotoğrafı ise https://thispersondoesnotexist.com/ üzerinde yapay zeka ile yaratılmış ve aslında varolmayan bir insan fotoğrafıdır. Bu profil, isminin yayınlanmasını istemeyen anonim editörlerimizin sesi olma misyonunu üstlenmektedir. Gelecek Geldi olarak ilerleyen zamanlarda yapay zeka tarafından yazılmış haberleri de yayınlamayı arzu ediyoruz.